Her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada Hatıralar bile O hatıralar ki kafatasından muhkem bir yerde saklıdırlar O hatıralar ki tüyden hafif Gök mavisinden duru Etten kemikten uzaktırlar O hatıralar ki Bambaşka bir zaman içre yaşar dururlar Gel demeden gelir Git demeden giderler Nur topu gibi açıldıkları olur bazen Sonra sızım sızım sızlarlar Her şey çözülüp gidiyor bu dünyada Bir biri peşisıra Bir tad dudakta Bir ses kulakta Sen toprakta çürürsün canım kardeşim Ben ayakta.
yes, this is the poem, i tell him, which is really about you, about your not believing that you have a poem in you in spite of being so pretty, a real simple man asleep within himself, so fresh and athletic - always in need of a female to fuck (or vice versa), and to impress by soothing away her lines in an instant or less as the lights fade and the distances condense closing protectively like pleasant memories knitted together by interlocking lies;
"out of this bed do not desire to go," i command him, knowing that this poem is really about me, about my believing that i no longer have a poem within myself, so fat i am and in need of his adoration, so lined that i want him kneeling, stretching me like pastry over the dining table in expectation of the poppy seed and raisin filling, so scared at three in the morning when a panic attack floods my brain using the cochlear nerve as a secret entrance, but this is still a poem about you, i insist, about your believing in nursing the sunrise (you) above a fortress with no windows (me) -
you talk too much, he says smiling, so pretty, so athletic, so in need of a fuck here and there, there and here
samandağ’a sivrisinek sazla gelirdi yaz düğünlerde ibrahim’in boğazına düğümlenen eğlencelerin ortasında susturan kırılgan bir çocuk ne zaman atlayıp ısıracağı bilinmeyen saldırgan bir köpek yapan neydi
ibrahim cigara rakı içer kumar oynar kadına giderdi güzel konuşur ve güzel gülerdi
ibrahim’i kıran neydi
__________ (x)bir samandağ türküsünden, arapça
2
rakı bitmiş dostlar sızmış kumarda kaybetmiş kadın kazananla gitmiş
kurtderesi’nin kıyısından mandalina ağaçlarının arasından sekiz çizerek yürüyor ibrahim deniz kıyısında musa’yla hızır’ın buluştuğu yere vardı gülümsedi randevuya geç kalmıştı
yürüdü asi’nin akdeniz’e döküldüğü yere geldi diz çöktü bir cigara yaktı ibrahim içinde bir asi dökülecek bir deniz bulacak mıydı sızdı
uyandı akra’nın başında kar leylekler göçüyor bir dilek tut bir daha bırakma ibrahim
3
kamyona istiflenmiş çuvalların üzerine uzanmış ibrahim ağzında cigarası adana asfaltı daha kara değil yazgısından
4
gece tarlada bekçiliğini ettiği neydi boy veren ürünler mi hüzünler mi samandağ’dan samanyolu’na çıkar mıydı bu yol çıkmaz sokaklar gibidir çıkmaz aşklar geldiğin yoldan dönersin niyeti yoktu ibrahim’in