Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2014 Salı

PES



-I-

Nerede arıyorsan
Orada
Beklediğin tufan

Belleğinden sürekli silinip duran
Zamanın taşımaktan yorulduğu
Anılardan
Kopmak istemedikçe
Düzmeceyle gerçeğin
O şekilsiz çamuruyla
Kaplanıyor şimdi

Dünden yarına bulaşan kir
Özgeçmişine yazılıyor
Günbegün

Sen bir kurmacasın
Bulmaca sanıyor kimileri

Başkaları da beklemişti
Mülkün sandığın o elemi

Bekçiler gelip geçtiler






  -II-

Nerede duruyorsan
Orası kaçtığın yanlış
Varıp varacağın tek şey
İşte bu
Yaşadığın
Anlamsız dağılış

Birileri birşeyler söylemişti elbet
Senden bahseden
Birkaç dayanaksız methediş

Pes dedin tüm bunlara

Pes artık!



Güray ONOK












16 Mart 2014 Pazar

Cengizhan Orakçı - “Haydi, bir yola çıkalım bağlanmadan yollar - Resimli Şiir



“Haydi, bir yola çıkalım bağlanmadan yollar
Gözlerini unutma dağda taşta aman ha 
Sözlerini topla çiçeklerden yapraklardan
Tozan zaman değmesin yaramıza aman ha”

Cengizhan Orakçı


24 Ocak 2014 Cuma

İSTİFA

'şiir okumuyorum!' diyor
ve makyajını tazelemek için
kalkıyor masadan

ona verebileceğim hiçbir şey yok

ceketimin cebinde
kim bilir hangi ayazda
yarım bırakılmış
bir şişe kanyak
çıkmalıyım buradan

kadınlarla yatmayı
kendime iş edinmekten

sıkılmalıyım artık




Güray ONOK

5 Eylül 2013 Perşembe

KIŞ KORKUSU

Bu kış hiç iyi geçmeyecek derdim
Alkolle yıkardım
Donmasın diye ruhumu
O gecelerde
Kendime değil
Alkole benzerdim

Yatağımda
Kendine benzemeyen
Kadınların çıplaklığı
Kendimi onlarla ezerdim.

Güray Onok

10 Mart 2013 Pazar

TEKZİP

Benim de çürüğüm bir renge benzer.
Evet,
    Pişmanlığa…

Kötü kadınlara
İyi şiirler yazdığım söylenir.
Hayır!
İyi şiirlere
Kötü anılar
        Yalnızca…

30 Aralık 2012 Pazar

HATUN


Published with Blogger-droid v2.0.9

28 Kasım 2012 Çarşamba

Sezai Karakoç - Ey Sevgili - Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine - Sesli Şiir Dinle


Sezai Karakoç - Ey Sevgili
Sesli Şiir Dinle




SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE

Ey Sevgili



Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili



Sezai KARAKOÇ




Sesli Şiir Vakti


21 Kasım 2012 Çarşamba

İsmet Özel - Sebeb-i Telif - Serdar Tuncer'in Sesinden

Yağmur şiiri,


İsmet Özel - Sebebi Telif
Serdar Tuncer'in Sesinden
Sesli Şiir Dinle



Şiirin Sözleri:

Sebeb-i Telif

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız 
yaprakla yağmurun aşkı meselâ 
kim olsa serpilen coşturuyor bizi 
imreniyoruz başkalarının mahvına. 
Yağmur mahvoluyor çarparak 
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında 
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur 
silkiniyor vuran her damlayla. 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız 
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya 
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı 
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını 
uzak iklimlerin 
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden 
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda 
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz: 
Bize ait olan ne kadar uzakta! 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız 
başkalarının düşünceleriyle değil. 
“Üstümde yıldızlı gök”demişti Königsberg’li 
“içerimde ahlâk yasası”. 
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa? 
İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek 
idam mangasındasın içinde yasa varsa. 
Girmem,girmedim mangalara 
Yer etmedi adalet duygusu 
içimde benim 
çünkü ben 
ömrümce adle boyun eğdim. 
Yıldızlı gökten bana soracak olursanız 
kösnüdüm ona karşı 
onu hep altımda istedim. 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız 
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla 
düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz 
siz gidin artık 
düşman dağıldı dedikleri bir anda 
anlaşılıyor 
baştan beri bütün yenik düşenlerle 
aynı kışlaktaymışız 
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor 
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda 
tek başınayız. 

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek 
belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek 
hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız 
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı 
hayatımıza kendi adımızla başlardık 
bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık 
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım 
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine 
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

İsmet Özel

Sesli Şiir Vakti


İbrahim Sadri - Özledim - Yağmur da var Çok Sevdiğim Rüzgarda...

İstanbul - Kız Kulesi

İbrahim Sadri - Özledim
Sesli Şiir Dinle



Şiirin Sözleri:

Özledim

Yağmur da var 
Çok sevdiğim rüzgar da 
Bugün Pazar 
Daha uyanmadı komşular 
Damların üzerinde kuşlar 
Daha rahatlar 
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde 
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru 
Yağmur da var 
Çok sevdiğim rüzgar da 
Daha uyanmadı komşular 
Bugün Pazar 
Ve ben seni çok özledim 

Dışan çıkmak istiyor canım 
Tek başına haytalık etmek 
Islanmak Pazar sabahında yağmurda 
Boş caddelerde dolaşmak 
Vitrinlerine bakmak mağazaların 
Sinemaların afişlerine 
Sokakların isimlerine 
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara 
Bir merhaba demek sessizce 
Sahilde martılara simit atmak 
Otobüslerin ilk seferlerine binmek 
Gitmek istiyor canım 
Hayatın gittiği yere...

Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine 
Fırından taze ekmek alıp 
Buğusunu çekmek içine 
Ve ben seni çok özledim 

Tam böyle bir şey 
Çiçeğe su yürümesi 
Bebeğin ağlaması 
Toprağın uyanması 
Yağmurun yağması 
Ateşin sıcağı 
Bu Pazar sabahı 
Tam böyle bir şey 
Bir sabahçı kahvesine uğramak 
Bir bardak çay 
Taze dem kokusu 
Hayatın atardamarlarında dolaşmak 
Bölmeden şehrin uykusunu 
Bir siir yazmak 
Pazar bulmacasının boş karelerine 
Şiirde tam da bunu anlatmak delice 
Tam böyle bir şey 
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz 
Bir şiir yazmak 
Bir bardak çay içmek 
Sokaklarda gezmek 
Yağmurda ıslanmak 
Ve ben seni çok özledim!.

İbrahim Sadri

Sesli Şiir Vakti


16 Temmuz 2012 Pazartesi

Yavuz Bülent Bakiler - Gözlerin İstanbul Oluyor Birden - İbrahim Sadri'nin Sesinden - Sesli Şiir Dinle


Yavuz Bülent Bakiler Gözlerin İstanbul Oluyor Birden
İbrahim Sadri'nin Sesinden Dinle:


Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden. 

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım 
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen 
Durgun sular gibi azalacağım 
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen. 

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince 
Yalnız gözlerime bak diyeceksin. 
Ellerim usulca ellerine değince 
Kaybolup gideceksin 

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere 
Bir elim seni silecek. 
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere 
Senin için yeni baştan can kesilecek. 

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde 
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde 
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak 
Yapayalnız kalmak iskelelerde. 

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler


Sesli Şiir Vakti

15 Temmuz 2012 Pazar

Atilla İlhan - An Gelir - Kendi Sesinden - Sesli Şiir


Atilla İlhan'ın Kendi Sesinden An Gelir:


AN GELİR

an gelir 
paldır küldür yıkılır bulutlar 

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet 
o eski heyecan ölür 
an gelir biter muhabbet 
çalgılar susar heves kalmaz 
şataraban ölür 
şarabın gazabından kork 

çünkü fena kırmızıdır 
kan tutar / tutan ölür 
sokaklar kuşatılmış 
karakollar taranır 
yağmurda bir militan ölür 
an gelir 
ömrünün hırsızıdır 

her ölen pişman ölür 
hep yanlış anlaşılmıştır 
hayalleri yasaklanmış 
an gelir şimşek yalar 
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını 
direkler çatırdar yalnızlıktan 
sehpada pir sultan ölür 
son umut kırılmıştır 

kaf dağı'nın ardındaki 
ne selam artık ne sabah 
kimseler bilmez nerdeler 
namlı masal sevdalıları 
evvel zaman içinde 
kalbur saman ölür 
kubbelerde uğuldar baki 
çeşmelerden akar sinan* 
an gelir 
-la ilahe illallah- 
kanuni süleyman ölür 
görünmez bir mezarlıktır zaman 

şairler dolaşır saf saf 
tenhalarında şiirler söyleyerek 
kim duysa / korkudan ölür 
-tahrip gücü yüksek- 
saatli bir bombadır zaman 
an gelir 
attila ilhan ölür

Sesli Şiir Vakti



22 Mart 2012 Perşembe

UNUTULADURAN

Ne zaman bir kadından çıksam,
O kadın alıp gitse hayatını kollarımdan,
Hiroşima’ya bomba düşerdi.

Hiroşima değil, Bombay’dım ben.
Dünya kara talihine ağlardı.


Güray Onok

BEN SENIN...


Published with Blogger-droid v2.0.4

22 Aralık 2011 Perşembe

ÇÜRÜMEK

Her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada
Hatıralar bile
O hatıralar ki kafatasından muhkem bir yerde saklıdırlar
O hatıralar ki tüyden hafif
Gök mavisinden duru
Etten kemikten uzaktırlar
O hatıralar ki
Bambaşka bir zaman içre yaşar dururlar
Gel demeden gelir
Git demeden giderler
Nur topu gibi açıldıkları olur bazen
Sonra sızım sızım sızlarlar
Her şey çözülüp gidiyor bu dünyada
Bir biri peşisıra
Bir tad dudakta
Bir ses kulakta
Sen toprakta çürürsün canım kardeşim
Ben ayakta.



Bedri Rahmi Eyüboğlu

24 Kasım 2011 Perşembe

POEM ABOUT HIM

yes, this is the poem, i tell him,
which is really about you, about
your not believing that you have a poem
in you in spite of being so pretty, a real
simple man asleep within himself,
so fresh and athletic - always
in need of a female to fuck (or vice versa),
and to impress by soothing away
her lines in an instant or less
as the lights fade and the distances condense
closing protectively like pleasant memories
knitted together by interlocking lies;

 

"out of this bed do not desire to go,"
i command him, knowing that
this poem is really about me, about
my believing that i no longer have a poem
within myself, so fat i am and in need of his
adoration, so lined that i want him kneeling,
stretching me like pastry over the dining table
in expectation of the poppy seed and raisin filling,
so scared at three in the morning
when a panic attack floods my brain using
the cochlear nerve as a secret entrance,
but this is still a poem about you, i insist,
about your believing in nursing the sunrise (you)
above a fortress with no windows (me) -

 

you talk too much, he says smiling,
so pretty, so athletic, so in need of a fuck
here and there, there and here 



Sonja Besford

27 Ekim 2011 Perşembe

sad failed fools

already given up on world 
tried to save our souls
without confess
and hope that works 

otherwise 
we've just failed 


Twitter doesn't matters 
she will love us 

with broken English
and margaritas


god save ambassador
god save ambassador
god sold by ambassador 


G.o. 


Published with Blogger-droid v1.7.4

29 Eylül 2011 Perşembe

BİR ZAMANLAR SAMANDAĞ’DA (ONCE UPON A TIME IN SAMANDAĞ)

İBRAHİM

“inciri kopardılar
 rakı yaptılar
 oturup içtiler
 sarhoş oldular”(x)

1

samandağ’a
sivrisinek sazla
gelirdi yaz
düğünlerde
ibrahim’in boğazına
düğümlenen
eğlencelerin ortasında susturan
kırılgan bir çocuk
ne zaman atlayıp ısıracağı bilinmeyen
saldırgan bir köpek yapan
neydi

ibrahim
cigara rakı içer
kumar oynar
kadına giderdi
güzel konuşur ve
güzel gülerdi

ibrahim’i kıran neydi

__________
(x)bir samandağ türküsünden, arapça













2

rakı bitmiş
dostlar sızmış
kumarda kaybetmiş
kadın kazananla gitmiş

kurtderesi’nin kıyısından
mandalina ağaçlarının arasından
sekiz çizerek yürüyor ibrahim
deniz kıyısında
musa’yla hızır’ın buluştuğu yere vardı
gülümsedi
randevuya geç kalmıştı

yürüdü
asi’nin akdeniz’e döküldüğü
yere geldi
diz çöktü
bir cigara yaktı
ibrahim
içinde bir asi
dökülecek bir deniz bulacak mıydı
sızdı

uyandı
akra’nın başında kar
leylekler göçüyor
bir dilek tut
bir daha bırakma ibrahim

3

kamyona istiflenmiş çuvalların
üzerine uzanmış ibrahim
ağzında cigarası
adana asfaltı
daha kara değil yazgısından

4

gece
tarlada
bekçiliğini ettiği neydi
boy veren ürünler mi
hüzünler mi
samandağ’dan
samanyolu’na çıkar mıydı bu yol
çıkmaz sokaklar gibidir
çıkmaz aşklar
geldiğin yoldan dönersin
niyeti yoktu ibrahim’in




gülümsedi
cigarasını söndürdü
çifteyi dayadı göğsüne

sabah bulmuşlar
boşmuş açılan delik
çünkü yüreği
varmıştı menziline

İbrahim Zeybekoğlu’nun anısına
1932 Samandağ – 1950 Mersin













Yusuf Ziya Zeybekoğlu