Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2012 Salı

Ömer Lüfi Mete - Birlikte Ayrlık - Ebru Sanatı Eşliğinde - Sesli Hikaye Dinle


Ömer Lütfi METE - Birlikte Ayrılık
Müşfik Kenter'in Sesinden


Hikayeni Yazı Hali:

Birlikte Ayrılık

Birbirlerine delicesine aşık olan prenses ve prens, dillere destan bir düğünle evlenirler. Ancak daha aradan bir ay bile geçmeden aşkın yerini fırtına alır. Karı koca sık sık kavga etmeye başlarlar. 

Kral araştırma yaptırır ama, bir türlü işin sırrını çözemez. Bu arada prenses ve prens bu sırrın düşmanlar tarafından fark edilmemesi için, resmi davetlerde, mutlu karı koca rolü oynarlar.  Baş başa kaldıkları zamansa birbirlerine karşı nefretle konuşmaya, ve davranmaya devam ederler.

Sonunda kral sarayın akıllı kadınlarını görevlendirerek o büyük aşkın nasıl yok olduğunu öğrenmek ister. Kadınlardan biri der ki : "Bunun için araştırma yapmaya gerek yok kralım.",
Neden?
"İkiside aslında başkasına aşık!"
Kral şaşkın gözlerle bakınırken... Kadın Açıklamasına devam eder:
"Onlar toy ve samimiydiler. Birbirlerini delice sevdiklerini sanıyorlardı. Oysa her biri sadece kendisini seviyor,  ve ötekini ise istiyordu. Bu yüzden birlikte oldular ama asla bir olamadılar..."



-------------------------------------------------------------seslisiirvakti----------------------------------------------------



Her Sayfaya Bir Özlü Söz...


Aşk, renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir; kişiye bir utançtır.
Mevlana Celaleddin Rumi



Yılan İle Bilge Hikayesi - Deliyürek Dizisi - Kenan İmirzalıoğlu - Sesli Hikaye Dinle


Deliyürek - Yılan ile Bilge hikayesi
Yusuf Miroğlu 
Kenan İmirzalıoğlu'nun Sesinden


Hikayenin Yazı Hali:
Bilge İle Yılanın Hikayesi - Deliyürek

     Bir Zamanlar yoksul adamın biri bir yılanla dost olmuş. Adam ne zaman başı sıkışsa, darda kalsa, yılanın kuyusunun başına gidermiş. Orda bekler; yılan da kuyudan çıkıp adama bir altın lira verirmiş. Bu hep böyle sürmüş.
    Derken aradan uzun yıllar geçmiş. Adam bir gün hastalanmış. Yataktan kalkamaz olmuş. Sonra oğlunu çağırmış. Oğluna demiş ki: "Filanca kuyunun yanına git. Orda bekle, bir tane yılan çıkacak oradan. O yılandan korkma dosttur o yılan. Yılan sana bir altın lira verir onu alır gelirsin." demiş. 
    Neyse çocuk gitmiş kuyunun başına, beklemiş. Yılan gerçekten çıkmış ve yere bir altın lira bırakmış. Çocuğun aklından şeytanlık geçecek ya, kafasından geçirmeye başlamış: "Demek ki  kuyu altın dolu! Ben bu yılanı öldürürsem; kuyudaki altınları çıkartır zengin olurum." demiş. Ve yerden hemen bir taş almış. Taşı yılana fırlatmış. Yılanın kuyruğu kopmuş. Tabi yılan da can havliyle çocuğun üstüne atlayıp ısırmış. Çocuk zehirlenip ölmüş. 
     
   Aradan zaman geçmiş. Ve adam iyileşmiş. Adam aslında bilge imiş. Ve olayın iç yüzünü de bilmekteymiş. Bir süre sonra kuyunun yanına gitmiş.Sonra yılan da çıkmış. Adam yılana bakmış, bakmış, bakmış, ve demiş ki: "Yılan kardeş, bizim çocuk bir densizlik yapmış ve cezasını da bulmuş. Ama biz dosttuk, ve yine dost kalabiliriz." demiş. 
      Ama yılan bu teklife yanaşmamış. "yok yok bu imkansız" demiş.

    "Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra artık biz dost olamayız" demiş...






Ferhat'ın, sevdiği uğruna deldiği dağ, 
benim; devirmek borcunda olduğum
Nefsimin yanında bir kum tanesi..!